Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde Akbank, sürdürülebilir finansmanda yeni hedefini açıkladı. Banka, 2030 için daha önce belirlediği 800 milyar TL’lik hedefi, 2026’nın üçüncü çeyreği itibarıyla 905 milyar TL’ye ulaşarak aştığını duyurdu.
Yeni hedef 2,5 trilyon TL olarak belirlendi. Böylece bankanın 2030 sürdürülebilir finansman hedefi, öncekinin üç katının üzerine çıktı.
COP31 öncesinde Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, finansmanın büyüklüğü kadar hangi yatırımlara dönüştüğünün de önemli olduğunu vurguladı. Gür, “Bizim için sürdürülebilir finansmanda önemli olan, finansmanın büyüklüğünün yanı sıra reel ekonomide yarattığı somut etkidir” dedi.
70 milyar dolar lazım
Bankanın yeni dönem önceliklerinin başında sanayi yatırımları geliyor. Akbank, yeni yeşil kredi kullandırımlarının yüzde 50’sini sanayinin yeşil dönüşümüne yönlendirmeyi amaçlıyor. Enerji verimliliğini artıran, emisyonları azaltan ve şirketlerin uluslararası rekabet gücünü destekleyen yatırımlar finansmanda öncelik taşıyacak.
Bankanın paylaştığı değerlendirmeye göre Türkiye’nin net sıfır hedefine ulaşması için yalnızca çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinde 70 milyar doların üzerinde yatırım gerekiyor.
Bu ihtiyaç, tesislerin teknolojisine ve üretim yapısına göre değişiyor. Akbank da standart kredi paketleri yerine yatırımın teknik gereksinimlerini dikkate alan modeller geliştirdiğini belirtiyor.
Banka, 2025’te uygulamaya aldığı Yeşil Dönüşüm Skoru ile bugüne kadar 500’ü aşkın şirketi değerlendirdi. Şirketlerin dönüşüm kapasitesini ve ihtiyaçlarını ölçen sistem, kredi süreçlerinde ve yönetim kurulu seviyesindeki karar mekanizmalarında kullanılıyor.
Yeni model hazırlanıyor
Akbank’ın COP31 gündeminin ikinci başlığı tedarik zincirleri. Büyük şirketlerin emisyonlarını azaltabilmesi, ham madde sağlayıcısından lojistik firmasına kadar birlikte çalıştığı işletmelerin dönüşümünü de gerektiriyor. Ancak özellikle küçük işletmelerin teknolojiye, uzmanlığa ve uzun vadeli finansmana erişimi daha sınırlı.
Akbank, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yürüttüğü risk paylaşımlı program kapsamında müşterilerinin tedarikçilerine finansman sağlıyor. Programda işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim hedeflerine ulaşması da destekleniyor.
Banka, bu iş birliğini daha geniş bir işletme ağına taşıyacak yeni modeli COP31’de açıklamaya hazırlanıyor.
Enerji faturasını azaltacak yatırımlar
Elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme, bankanın üçüncü odak alanını oluşturuyor. Daha verimli soğutma ve soğuk zincir sistemlerine geçiş, gıda, ilaç, turizm, perakende ve lojistik işletmelerinin hem enerji maliyetlerini hem de emisyonlarını azaltmayı amaçlıyor.
Akbank, 2026 başında UNDP Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki ilk finansal partneri olarak Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı’nı başlattı. Program, finansman desteğini teknik danışmanlık ve teknoloji sağlayıcılarıyla bir araya getiriyor.
Bankanın açıkladığı verilere göre proje finansmanı portföyünde yeşil kredilerin payı bir yılda yüzde 38’den yüzde 42’ye yükseldi. Proje finansmanı enerji portföyünde yenilenebilir enerjinin payı ise 2025 sonunda yüzde 77 oldu.
Yenilenebilir enerji, enerji depolama ve şirketlerin kendi elektriğini üretmesini sağlayan öz tüketim projeleri de finansman öncelikleri arasında bulunuyor.
Su ve Turizm yatırımlarına destek
Dördüncü başlık olan mavi finansman, su verimliliği, suyun geri kazanılması, denizlerin ve kıyıların korunması ile sürdürülebilir turizm yatırımlarını kapsıyor.
Akbank’ın verilerine göre 2025’te proje finansmanıyla desteklediği otel portföyünün yüzde 99’u, bankanın mavi finansman kapsamında takip ettiği projelerden oluştu. Sürdürülebilir turizm kredilerinin yeşil finansman portföyündeki payı ise yüzde 14’e ulaştı.
Banka, COP31’de sanayi şirketlerini, KOBİ’leri, teknoloji sağlayıcılarını, kamu kurumlarını ve uluslararası finans kuruluşlarını bir araya getirerek yeni iş birlikleri ve finansman programlarını duyurmayı planlıyor.
Gür, Türkiye’nin ev sahipliğinin üretim, teknoloji ve finansman imkânlarını buluşturması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini kalıcı bir iklim finansmanı fırsatına dönüştürmeliyiz” mesajını verdi.






