Alman otomotiv devi Volkswagen'in Çin pazarındaki düşüşü durdurmak ve elektrikli araç pazarında yerli üreticilerle rekabet edebilmek amacıyla Çinli elektrikli araç üreticisi Xpeng ile kurduğu ortaklık hedeflenen başarıyı yakalamakta zorlanıyor. Bir dönem şirket kârının yarısına yakınını sağlayan Çin pazarı, artan rekabet nedeniyle küresel krizin merkezine yerleşti.

Reuters'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, Volkswagen'in Çin pazarındaki dönüşümü hızlandırmak ve yerel tüketici beklentilerine yanıt verebilmek adına Xpeng ile imzaladığı stratejik iş birliği beklentilerin gerisinde kaldı. Şirket grubunun toplam kârına eskiden yüzde 50'ye yakın katkı sağlayan Çin pazarının payı günümüzde yüzde 10 seviyesine kadar geriledi. Bu durum, 89 yıllık şirket tarihinin en büyük yeniden yapılanma sürecini tetikledi.

Hedefler geriledi ve ilk projelerde beklenti düşürüldü

Şirketin 2024 yılında yaptığı dahili planlamalarda, yeni ürün döngüsünde yıllık 120 bin adedin üzerinde satış hedeflenirken, satışların zayıf seyretmesi nedeniyle 2026 yılına yönelik teslimat öngörüleri yüzde 60'tan fazla düşürüldü. Şirket, Eylül ayında pazara sunduğu ID. UNYX modelinde yüzde 17,4 oranında fiyat indirimine gitmek zorunda kalsa da yerel markaların agresif fiyat politikaları karşısında pazar payını korumakta zorlanıyor.

BYD ve Leapmotor ile de görüşülmüş

Reuters'ın haberinde öne çıkan detaylara göre Volkswagen, Xpeng ortaklığından önce Çin pazarının lideri BYD ve bir diğer elektrikli araç üreticisi Leapmotor ile de masaya oturdu. Volkswagen mühendislerinin ve finans ekiplerinin BYD'nin düşük üretim maliyetleri karşısında şaşkınlık yaşadığı, ancak BYD'nin ortaklığa sıcak bakmadığı belirtildi. Leapmotor ise daha sonra Avrupa merkezli Stellantis ile anlaşmaya vardı.

Çin pazarında yerli markaların hakimiyeti artıyor

Çin'de yerel elektrikli araç üreticilerinin yazılım, batarya teknolojisi ve maliyet avantajı sayesinde pazardaki ağırlığı her geçen gün artıyor. Volkswagen'in Çin'deki teslimatlarının 2026'nın ilk yarısında yaklaşık yüzde 26 gerileyerek 2010 yılından bu yana en düşük seviyeye inmesi, "Çin'de, Çin için" stratejisinin ticari açıdan zorlu bir sınavdan geçtiğini gösteriyor.