Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl buğdayda 24,5 milyon ton, arpada 10 milyon ton üretim beklediklerini açıkladı. Bakanlığın 28 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre bu rakamlar geçen yıla göre yüzde 44 artışa işaret ediyor.
Yumaklı, açıklamayı Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te düzenlenen Uluslararası Operatif Değirmenciler Birliği (IAOM) Avrasya Konferansı'nın açılışında yaptı. Bakan, geçen yıl kuraklık ve zirai don nedeniyle hububat üretiminin düştüğünü, bu yıl ise yağışların üretimi rekora taşıdığını belirtti.
Açıklamaya göre Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bu yıl ülke genelindeki alım merkezlerinde 12,3 milyon ton hububat aldı. Yumaklı bu miktarın TMO tarihinin en yüksek alımı olduğunu, devir stokları ve bu yılki alımlarla kurumun elindeki hububat stokunun güncel olarak 17,5 milyon tona ulaştığını bildirdi.
Bakan, güçlü hasadın tek başına gıda arz güvenliği için yeterli olmadığını, su kaynaklarını verimli kullanan, kuraklığa dayanıklı çeşitleri yaygınlaştıran ve planlı üretimi esas alan bir politika izlediklerini söyledi. Yumaklı ayrıca Türkiye'nin 2005'ten bu yana dünya un ihracatında birinciliğini koruduğunu, makarna ihracatında dünya ikincisi olduğunu ifade etti.
Türkiye’yi nasıl etkiliyor?
Bakanlığın 3 Haziran 2026'da yayımladığı Bitkisel Üretim I. Tahmini de üretimdeki sıçramayı gösteriyor. Bültene göre 2026'da toplam bitkisel üretimin bir önceki yıla göre yüzde 16,5 artması, tahıllar ve diğer bitkisel ürünler grubunun yüzde 12,6 artışla 75 milyon 379 bin 598 tona ulaşması öngörülüyor. Aynı bültende buğday üretiminin yüzde 26,7, arpa üretiminin yüzde 50,0 artacağı tahmin ediliyordu.
Üretimdeki iki sezonluk fark, iklim değişkenliğinin tarımsal arz üzerindeki etkisini görünür kılıyor. Yumaklı, iklimin bugün verdiğini yarın geri alabileceğine dikkat çekerek kriz dönemlerine karşı stok ve depolama kapasitesinin güçlendirildiğini kaydetti.
Girdi tarafında ise Bakanlığın 25 Eylül tarihli açıklamasına göre Türkiye'ye yönelik gübre sevkiyatında bu yıl sınırlama olmayacak; Rusya ile ilgili kurum ve şirketlerin gübre konusunu görüşmek üzere 25 Ekim'de Türkiye'de bir araya gelmesi planlanıyor.
Vatandaşa nasıl yansıyor?
Kamu stokunun rekor seviyeye çıkması, un ve ekmek zincirinde hammadde arzının kısa vadede kamu eliyle yönetilebileceği anlamına geliyor. TMO'nun elindeki 17,5 milyon tonluk hububat, arz kesintisi veya fiyat dalgalanması durumunda piyasaya yapılacak satışların kaynağını oluşturuyor.
Bununla birlikte Bakanlığın açıklamasında perakende gıda fiyatlarına ilişkin bir taahhüt ya da öngörü yer almıyor. Yumaklı, gıda güvenliğinin yalnızca üretim miktarıyla sınırlı olmadığını, ürünün tarladan değirmene, değirmenden sofraya kesintisiz ulaşması gerektiğini vurguladı.
Yatırımcı açısından ne ifade ediyor?
Hububat arzındaki artış ve rekor kamu stoku, değirmencilik, un ve makarna sanayisinde hammadde temini riskini azaltan bir çerçeve oluşturuyor. Türkiye'nin un ihracatında birinci, makarna ihracatında ikinci sırada bulunması, sektörün gelirinin iç talep kadar dış pazarlara da bağlı olduğunu gösteriyor.
Diğer yandan üretimdeki yıllık oynaklık — geçen yıl kuraklık ve zirai don kaynaklı düşüş, bu yıl yüzde 44'lük artış — tarıma dayalı sanayide hammadde maliyetinin öngörülebilirliğini sınırlayan temel değişken olmayı sürdürüyor.
İş dünyasına etkisi ne?
Değirmencilik ve unlu mamul sanayisi için bu yılın hasadı, ithal hammaddeye bağımlılığın azaldığı bir sezon anlamına geliyor. TMO'nun alım hacminin tarihi rekor düzeyde olması, iç piyasadaki hububatın önemli bölümünün kamu kanalından geçtiğini gösteriyor.
Dış ticaret tarafında Yumaklı, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticaret hacminin 10 yıl önce yaklaşık 1 milyar dolar iken bugün 3 milyar doları aştığını, 5 milyar dolarlık hedefe kısa sürede ulaşılacağına inandığını söyledi.
Rusya ile yürütülen temaslarda ise sınırda bekleyen domateslerin girişi konusunda mutabakat sağlandığı ve girişlerin başladığı, bitki sağlığı ve karantina işlemlerinde iki ülke ekiplerinin ticaret durmadan sorun çözmesi konusunda anlaşıldığı Bakanlıkça 25 Eylül'de duyuruldu.





