Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 15 Eylül'de yayımladığı "Dünya Ticaret Sistemi İçin Kritik Bir Eşik" başlıklı 2026 Dünya Ticaret Raporu'nda çok taraflı sistemin güçlendirilmesi durumunda küresel GSYH'nin 2050'ye kadar yaklaşık yüzde 3, yani 3 trilyon dolar artabileceğini hesapladı. Bu senaryoda küresel ihracatın yüzde 17,9, en az gelişmiş ülkelerin GSYH'sinin yüzde 7,7 artacağı, yüksek gelirli ekonomilerin kazancının ise yaklaşık 1,7 trilyon dolar olacağı öngörülüyor.

Rapor, sistemin aşınması halinde tablonun tersine döneceğini gösteriyor. Jeopolitik bloklara ayrılmış bir dünyada küresel GSYH'nin yüzde 5,1, ihracatın yüzde 18,6 daha düşük kalacağı; yalnızca serbest ticaret anlaşmalarına dayanan bir düzende ise GSYH kaybının yüzde 6,9'a, ihracat kaybının yüzde 26,9'a çıkacağı hesaplanıyor. DTÖ'ye göre iki uç arasındaki fırsat maliyeti küresel GSYH'nin yüzde 5 ile 10'u arasında.

Raporda küresel mal ticaretinin yüzde 72'sinin hâlâ DTÖ'nün en çok kayrılan ülke koşullarıyla yapıldığı, en az gelişmiş ülkelerin dünya ticaretindeki payının ise yüzde 1'in altında kaldığı belirtildi. DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, üyelerin sistemi geçmişte de onarıp yenilediğini ve bunu yeniden yapabilecek güce sahip olduğunu vurguladı. OECD'nin eylül ara raporu da ABD'nin temmuzda devreye aldığı yeni ikili tarifelerin ortalama efektif tarife oranını yaklaşık 1 puan yükselttiğini tahmin ediyor.

Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Gümrük Birliği ve çok sayıda serbest ticaret anlaşmasıyla dış ticaretini kurallara dayalı bir çerçevede yürüten Türkiye için çok taraflı sistemin zayıflaması, pazar erişiminin ikili pazarlıklara daha bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor. Bloklaşma senaryosu, farklı bloklarla aynı anda ticaret yapan Türkiye gibi ekonomiler için hem risk hem de tedarik zincirlerinin yeniden düzenlenmesinden pay alma fırsatı barındırıyor.

İş dünyasına etkisi ne?

İhracatçılar için tarifeler ve ihracat kısıtlamalarındaki sık değişiklikler, planlama ve fiyatlama belirsizliğini artırıyor. Raporun öne çıkardığı dijital ticaret ve hizmetler kuralları, yazılım, lojistik ve turizm gibi hizmet ihracatı yapan Türk şirketleri açısından da belirleyici olabilir.