Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 10 Eylül'de yapılan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özetini 17 Eylül'de yayımladı. Kurul toplantıda bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de, gecelik borç verme faizini yüzde 40'ta, gecelik borçlanma faizini yüzde 35,5'te sabit tutmuştu.

Özette ağustos ayında tüketici fiyatlarının aylık yüzde 1,84 arttığı, yıllık enflasyonun 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51'e indiği hatırlatıldı. Piyasa katılımcılarının 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,4, 2027 yıl sonu beklentisi yüzde 21,9 olarak aktarıldı. Kurul, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü verilerin iç talepteki zayıf seyri teyit ettiğini belirtti; bireysel kredilerin dört haftalık büyüme ortalamasının yüzde 2'ye gerilediği kaydedildi.

Metinde jeopolitik gelişmelere bağlı olarak yüksek ve dalgalı seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu vurgulandı. Kurul, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı duruşun sürdürüleceğini, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması hâlinde ise para politikasının sıkılaştırılacağını yineledi. Orta vadeli hedef yüzde 5 olarak korunuyor.

Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Özet, toplantı tarihinden sonra yaşanan fon kaynaklı piyasa dalgalanmasından önceki değerlendirmeleri yansıtıyor. Özette 4 Eylül itibarıyla 184,2 milyar dolar olarak verilen brüt rezervler 18 Eylül'de 174,4 milyar dolara, 9 Eylül'de 220 baz puan olan CDS primi ise 28 Eylül'de 250 baz puanın üzerine çıktı. Bu nedenle 22 Ekim toplantısında finansal koşullardaki değişimin değerlendirmeye nasıl yansıyacağı izlenecek.

Vatandaşa nasıl yansıyor?

Politika faizinin yüzde 37'de kalması, kredi kartı, ihtiyaç ve konut kredisi faizlerinin yüksek seyretmeye devam edeceği anlamına geliyor. Buna karşılık mevduat getirileri de yüksek seviyesini koruyor.

Yatırımcı açısından ne ifade ediyor?

Kurul'un ileriye dönük mesajı, kısa vadede faiz indirimi yerine sıkı duruşun korunmasına işaret ediyor. Enerji fiyatlarının yüksek kalması, sıkılaştırma olasılığına ilişkin koşullu ifadenin piyasa fiyatlamasında daha fazla dikkate alınmasına yol açabilir.