İran savaşında gerilimin azalabileceğine yönelik beklentiler petrol fiyatlarını aşağı çekerken, küresel ekonomide yüksek enflasyon ve yavaşlayan büyümenin aynı anda yaşanabileceği endişesi güçleniyor. Petrol fiyatları bu hafta yaklaşık yüzde 20 gerilemesine rağmen yılbaşına göre hâlâ yüzde 60'a yakın yüksek seviyede bulunuyor. Doğal gaz fiyatları ise yılın başındaki seviyesinin yaklaşık üç katına ulaştı. Reuters'ın analizine göre enerji ve gıda maliyetlerindeki artış, yükselen borçlanma faizleri ve teknoloji hisselerindeki satışlar, dünya ekonomisini yeni bir stagflasyon riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının sert şekilde gerilemesi, enflasyonla mücadele açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu riskler devam ediyor. Reuters'ın 6 Kasım 2026 tarihli analizine göre enerji fiyatlarının yıl genelinde ulaştığı yüksek seviyeler, gıda maliyetlerindeki artış ve finansman koşullarındaki sıkılaşma, ekonomik büyüme üzerindeki baskıyı artırıyor.

ABD'deki ara seçimlerde Demokratların elde ettiği zaferin İran savaşının sona erdirilmesine yönelik beklentileri güçlendirmesi, petrol fiyatlarında önemli bir düşüşe yol açtı. Ancak savaşın geleceğine ilişkin belirsizlikler sürerken analistler, enerji piyasalarında yeni fiyat artışlarının yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Piyasalardaki temel endişe ise enflasyonun yüksek kalmasına karşın ekonomik büyümenin yavaşlaması. Ekonomi literatüründe stagflasyon olarak tanımlanan bu durum, merkez bankalarının para politikası kararlarını da zorlaştırıyor.

Petrol yılbaşına göre hâlâ yüzde 60 pahalı

Reuters'ın analizine göre petrol fiyatları hafta içinde yaklaşık yüzde 20 gerileyerek varil başına 100 doların altına indi. Ancak bu düşüşe rağmen petrol, yılbaşındaki seviyesinin yaklaşık yüzde 60 üzerinde işlem görüyor.

Doğal gaz fiyatları ise 2026'nın başındaki seviyesinin neredeyse üç katına ulaşmış durumda.

Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi yalnızca akaryakıt ve elektrik faturalarını etkilemiyor. Taşımacılık, sanayi üretimi ve tarım gibi birçok sektörde maliyetleri artırarak tüketici fiyatlarına da yansıyor.

Analistler, İran savaşının sona ermesine yönelik olası bir anlaşmanın bile enerji piyasalarındaki bütün sorunları kısa sürede ortadan kaldırmayabileceğine dikkat çekiyor.

AllianceBernstein Baş Yatırım Stratejisti Inigo Fraser Jenkins, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kesintilerin ABD seçimlerinden sonra da enflasyon üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.

Jenkins'e göre bugün petrol üzerinden yaşanan arz sorunları, gelecekte kobalt veya lityum gibi farklı ham maddelerde de ortaya çıkabilir. Bu durum, küresel ekonomide daha yüksek enflasyon ve fiyat oynaklığının kalıcı riskler hâline gelebileceğine işaret ediyor.

Gıda fiyatlarında dört yılın zirvesi

Enerji maliyetlerinin yanı sıra gıda fiyatları da küresel enflasyon açısından önemli bir risk oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) Gıda Fiyat Endeksi, yaklaşık dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Aşırı hava olayları, uluslararası taşımacılıktaki aksaklıklar ve yüksek enerji maliyetleri, tarımsal üretimden tüketiciye ulaşan ürünlere kadar geniş bir alanda fiyat baskısı yaratıyor.

Reuters'ın analizine göre büyük gıda ve tüketim ürünleri şirketleri, artan maliyetleri karşılamak amacıyla yeni fiyat artışlarına gidebilecekleri konusunda uyarılarda bulunuyor.

Gıda fiyatlarındaki yükselişin bir başka riski de ücret talepleri üzerinden yeni enflasyon baskıları yaratması.

SMBC Küresel Piyasalar Stratejisti Hank Calenti, tüketicilerin gıda fiyatlarındaki artışı günlük yaşamlarında doğrudan hissettiklerini ve bunun daha yüksek ücret taleplerini beraberinde getirebileceğini belirtiyor.

Bu süreç, ücret artışlarının şirket maliyetlerini yükseltmesi ve söz konusu maliyetlerin yeniden fiyatlara yansımasıyla enflasyonun daha kalıcı hâle gelmesine neden olabilir.

ABD'de enflasyon beklentileri yeniden yükseliyor

Enerji ve gıda fiyatlarındaki gelişmeler, tüketicilerin gelecekteki enflasyona ilişkin beklentilerini de etkiliyor.

Michigan Üniversitesi'nin araştırmasına göre ABD'de tüketicilerin gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisi, eylül ayındaki yüzde 4,6 seviyesinden ekimde yüzde 4,7'ye yükseldi.

Bu oran şubat ayında yüzde 3,4 düzeyindeydi.

Finansal piyasalardaki uzun vadeli enflasyon beklentileri de ABD ve euro bölgesinde yüzde 2'nin, İngiltere'de ise yüzde 3'ün üzerinde bulunuyor.

Söz konusu tablo, merkez bankalarının enflasyonu kontrol altına almak için faiz oranlarını beklenenden daha uzun süre yüksek tutmak veya yeniden artırmak zorunda kalabileceği endişesini güçlendiriyor.

Ancak faizlerin yüksek kalması, kredi maliyetlerini artırarak tüketimi ve yatırımları yavaşlatma riski taşıyor.

Avrupa'da büyüme sinyalleri zayıflıyor

Küresel ekonomideki yavaşlama işaretleri özellikle Avrupa'da belirginleşiyor.

Euro bölgesinde ekonomik büyüme ekim ayında sert biçimde yavaşladı. Talep neredeyse durma noktasına yaklaşırken yükselen maliyetler şirketler üzerindeki baskıyı artırdı.

İş dünyasının güveni de son beş ayın en düşük seviyesine geriledi.

Citi'nin ekonomik verilerin beklentilere göre performansını ölçen Avrupa sürpriz endeksi de aşağı yönlü bir eğilim gösteriyor.

Avrupa ekonomisi açısından bir diğer risk ise tahvil faizlerindeki yükseliş.

ABD'de kamu borçlanma maliyetleri yılın üçüncü çeyreğinde 85 baz puan artarken Fransa ve İtalya'da artış 100 baz puanı aştı.

Tahvil getirileri daha sonra bir miktar gerilese de yılbaşına kıyasla yüksek seviyelerini koruyor.

Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) son faiz toplantısından önce paylaşılan tahminlerine göre tahvil faizlerinde yaşanan son yükseliş, euro bölgesinin 2027-2028 dönemindeki ekonomik büyümesini eylül ayındaki tahminlere kıyasla toplam 1 puan azaltabilir.

Analistler, özellikle Fransa ve Almanya tahvilleri arasındaki getiri farkının açılmasının, ECB faiz artırmasa bile finansman koşullarını sıkılaştırabileceğini belirtiyor.

Yapay zekâ hisselerindeki satışlar da risk oluşturuyor

Dünya ekonomisindeki belirsizliklerin bir başka kaynağını teknoloji sektöründe yaşanan sert satışlar oluşturuyor.

Son yıllarda küresel borsalardaki yükselişin önemli bölümünü destekleyen yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği giderek daha fazla sorgulanıyor.

Nasdaq 100 endeksindeki şirketlerin toplam piyasa değerinden yalnızca geçen ay 2 trilyon doların üzerinde değer silindi.

Teknoloji hisselerindeki düşüşün devam etmesi, hane halkının finansal varlıklarının değerini azaltabileceği gibi şirketlerin sermaye bulma maliyetlerini de yükseltebilir.

Bu durum, yatırımcıların risk alma isteğini zayıflatarak yeni yatırımların ertelenmesine neden olabilir.

Citi analistleri de hisse senetlerindeki düşüş ve kredi risk primlerindeki yükseliş nedeniyle finansal koşulların sıkılaştığına dikkat çekiyor.

ABD ekonomisi henüz stagflasyona girmiş değil

Küresel piyasalarda stagflasyon endişesi güçlense de analistler bütün büyük ekonomilerin aynı risk düzeyinde bulunmadığını vurguluyor.

Özellikle ABD ekonomisi, Avrupa'ya kıyasla daha dirençli bir görünüm sergiliyor. Yapay zekâ altyapısına yönelik büyük yatırımlar, ekonomik büyümeyi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Federated Hermes Küresel Sabit Getirili Yatırımlar Baş Yatırım Sorumlusu RJ Gallo, stagflasyon kavramının dikkatli kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Gallo'ya göre ABD ekonomisi hâlâ güçlü bir büyüme performansı gösterirken işsizlik oranı yüzde 4,2 ile tarihsel açıdan düşük bir seviyede bulunuyor.

Bu nedenle ABD'de mevcut ekonomik tabloyu doğrudan stagflasyon olarak tanımlamak doğru değil. Ancak yüksek enflasyon, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) önündeki en önemli sorun olmayı sürdürüyor.

Merkez bankalarını zor bir dönem bekliyor

Küresel ekonominin önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği en önemli sorunlardan biri, enflasyon ve büyüme arasındaki dengenin giderek bozulması.

Enerji ve gıda fiyatlarının yüksek kalması merkez bankalarını sıkı para politikasına yöneltirken artan borçlanma maliyetleri ve zayıflayan talep, ekonomik büyümeyi olumsuz etkiliyor.

Faizlerin yüksek tutulması enflasyonla mücadeleyi destekleyebilirken büyümenin daha fazla yavaşlamasına yol açabiliyor. Faiz indirimleri ise ekonomik faaliyetleri canlandırsa bile fiyat baskılarının yeniden güçlenmesi riskini beraberinde getiriyor.

Reuters'ın analizinde ortaya çıkan genel tablo, petrol fiyatlarındaki düşüşün küresel ekonomi açısından tek başına yeterli bir rahatlama sağlamayabileceğini gösteriyor.

İran savaşının geleceği, enerji arzındaki kesintiler, gıda fiyatları, tahvil piyasalarındaki gelişmeler ve teknoloji yatırımlarının seyri, önümüzdeki aylarda dünya ekonomisinin yönünü belirleyecek başlıca unsurlar arasında yer alıyor.