Bain & Company'nin COP31 öncesinde hazırladığı rapora göre Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için 500 milyar doların üzerinde yatırım yapması gerekiyor. Son 10 yılda yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payını yaklaşık yüzde 62'ye çıkaran Türkiye'de, dönüşümün önündeki en büyük zorluk ise sanayi, ulaşım ve binalarda temiz enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve yatırımların finansmanı olarak öne çıkıyor.

Bain & Company, Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde Türkiye'nin enerji dönüşümünü ele alan “Türkiye'nin Net-Sıfır Dönüşümü: Kapasite Artışı, Sektörel Dönüşüm Hızının Önüne Geçti” başlıklı raporunu yayımladı.

Rapora göre Türkiye, yenilenebilir enerji kapasitesinde önemli ilerleme kaydetmesine rağmen artan enerji talebi nedeniyle fosil yakıtlardan elektrik üretimini yeterince azaltamadı. Son 10 yılda rüzgâr ve güneş enerjisindeki büyüme doğal gazdan elektrik üretimini yaklaşık 28 teravatsaat azaltırken, kömürden üretim yaklaşık 32 teravatsaat arttı.

Enerjide dışa bağımlılık da dönüşümün ekonomik önemini artırıyor. Türkiye, 2025 yılında enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 69'unu net ithalatla karşılarken 47 milyar dolarlık net enerji ticaret açığı verdi.

En büyük yatırım ihtiyacı enerji sektöründe

Rapora göre 2053 net sıfır hedefine ulaşmak için gereken 500 milyar doların üzerindeki yatırımın 210-270 milyar dolarlık bölümünü enerji sektörü oluşturuyor.

Diğer sektörlerdeki yatırım ihtiyacı ise binalarda 80-200 milyar dolar, sanayide 70-80 milyar dolar, karayolu taşımacılığında 35-50 milyar dolar ve tarımda 25-40 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

Türkiye'nin toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 80'i sanayi, ulaşım ve konutlardan kaynaklanıyor. Bu nedenle raporda, temiz enerji üretiminin artırılması kadar söz konusu sektörlerde enerji kullanımının dönüştürülmesinin de önem taşıdığı vurgulanıyor.

Sanayi ve binalarda dönüşüm kritik

Toplam nihai enerji tüketiminin yüzde 30'unu oluşturan sanayi, dönüşümün en önemli alanlarından biri olarak gösteriliyor. Kömür ve doğal gaz, sanayide kullanılan enerjinin yaklaşık yarısını karşılamaya devam ediyor.

Raporda, özellikle ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünü Avrupa Birliği'ne gerçekleştiren Türkiye açısından karbon emisyonlarının azaltılmasının rekabet gücü bakımından da önem taşıdığı belirtiliyor.

Binalarda ise doğal gaz kullanımının yüksekliği dikkat çekiyor. Konutlardaki enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 54'ü doğal gazdan karşılanırken, hane halkı enerji tüketiminin yüzde 63'ü ısınma amacıyla gerçekleşiyor. Kentsel dönüşümün enerji verimliliği açısından önemli fırsatlar sunduğu ifade ediliyor.

Karayolu taşımacılığında da elektrikli araçlara geçiş hız kazanmasına rağmen toplam araç parkındaki dönüşüm sınırlı kalıyor. Tam elektrikli otomobillerin 2026'nın ilk yarısında yeni otomobil tescillerindeki payı yüzde 17,8'e ulaşırken toplam araç parkındaki payı yüzde 2,5 seviyesinde bulunuyor.

Candar: Asıl zorluk şimdi başlıyor

Bain & Company İstanbul Ofisi Yönetici Ortağı Onur Candar, Türkiye'nin temiz enerji üretiminde önemli bir kapasiteye ulaştığını ancak bundan sonraki aşamada enerjinin tüketildiği alanların dönüşümüne odaklanılması gerektiğini belirtti.

Candar, “Türkiye, temiz enerjiyi büyük ölçekte hayata geçirebileceğini kanıtladı. Ancak asıl zorluk şimdi başlıyor: fabrikaların, binaların ve araçların bu temiz enerjiye geçişini sağlamak ve bu yatırımları finanse edilebilir hale getirmek” dedi.

Türkiye'nin 2025 yılında yaklaşık 47 milyar dolarlık net enerji ticaret açığı verdiğini hatırlatan Candar, ithal yakıtların yerli enerji üretimi ve verimlilik yatırımlarıyla ikame edilmesinin dış dengeye kalıcı katkı sağlayacağını ifade etti.

Finansmana erişim dönüşümün hızını belirleyecek

Raporda, yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon teknolojilerinin büyük ölçüde ticari olgunluğa ulaşmasına rağmen finansmana erişimin önemli bir engel olmaya devam ettiği vurgulandı.

Özellikle sanayi, binalar ve ulaşım sektörlerindeki yatırımların uzun geri dönüş süreleri ve döviz cinsinden ekipman maliyetleri, projelerin finansmanını zorlaştırıyor.

Bain & Company İstanbul Ofisi Finansal Hizmetler Ortağı Onur Kayahan, enerji üretimi dışındaki alanlarda finansman ihtiyacının daha karmaşık olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye'nin 2053 yılına kadar 500 milyar doların üzerinde dönüşüm yatırımına ihtiyacı bulunuyor. Ancak finanse edilmesi en zor alanlar enerji üretiminin dışında yer alıyor: binalar, sanayi, karayolu taşımacılığı ve tarım” dedi.

Kayahan, uzun vadeli finansman modelleri geliştirebilen bankaların, yatırım koşullarının iyileşmesiyle oluşacak pazarda avantaj sağlayabileceğini belirtti.

Rapora göre Türkiye'nin net sıfır dönüşümünün hızını karbon fiyatlandırması ve vergi politikaları, elektriğin alternatif yakıtlara göre maliyet avantajı ve yatırımların finansmana erişimi belirleyecek.