Elektrikli otomobil sektöründeki büyümenin bazı pazarlarda yavaşlaması, lityuma yönelik küresel talebi durdurmadı. Güneş ve rüzgâr enerjisi santrallerinden elektrik şebekelerine, veri merkezlerinden büyük ölçekli enerji depolama tesislerine kadar hızla genişleyen batarya pazarı, lityum için yeni bir büyüme alanı oluşturuyor. ABD merkezli EnergyX ile emtia ticaretinin önde gelen şirketlerinden Trafigura arasında imzalanan 2 milyar dolarlık tedarik anlaşması, sektörde değişen dengelerin son örneği oldu. Uluslararası tahminler, küresel enerji depolama yatırımlarının 2026 ve 2027 yıllarında yeni rekorlara ulaşacağına işaret ediyor.

Küresel lityum piyasasında talebin yapısı değişiyor. Uzun yıllar elektrikli otomobil üreticilerinin büyüme beklentileriyle şekillenen sektörde, yenilenebilir enerji santrallerine entegre edilen büyük batarya sistemleri ve elektrik şebekelerinin depolama ihtiyacı giderek daha fazla önem kazanıyor.

Elektrikli araç satışlarının bazı pazarlarda beklentilerin altında kalmasına rağmen, sabit enerji depolama sistemlerine yönelik yatırımlar lityum talebini destekliyor. Özellikle güneş ve rüzgâr enerjisinin elektrik üretimindeki payının artması, üretilen enerjinin ihtiyaç duyulan saatlerde kullanılabilmesini sağlayan bataryalara olan talebi büyütüyor.

Bu değişimin son örneklerinden biri, ABD merkezli lityum teknolojileri şirketi EnergyX ile İsviçre merkezli emtia ticaret şirketi Trafigura arasında imzalanan uzun vadeli tedarik anlaşması oldu.

10 yılda 100 bin ton lityum alınacak

EnergyX ile Trafigura, toplam değeri mevcut fiyatlar üzerinden yaklaşık 2 milyar dolara ulaşan 10 yıllık bir lityum tedarik anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Trafigura, EnergyX'in Şili ve ABD'de geliştirdiği projelerden toplam 100 bin ton batarya sınıfı lityum ürünü satın alacak.

Yıllık alım miktarı 5 bin ton lityum karbonat ve 5 bin ton lityum hidroksit olarak belirlendi. Anlaşmanın değeri, ton başına yaklaşık 20 bin dolarlık lityum fiyatı esas alınarak hesaplandı.

Sözleşmenin önemli özelliklerinden biri de al ya da öde modeliyle hazırlanması. Bu yapı, alıcının sözleşmede belirlenen miktarlar için ödeme yükümlülüğü üstlenmesi sayesinde üreticiye uzun vadeli gelir güvencesi sağlıyor.

General Motors ve İtalyan enerji şirketi Eni'nin desteklediği EnergyX, Şili'deki tesisinde 2028 yılında, ABD'nin Teksas eyaletindeki tesisinde ise 2029 yılında ticari üretime başlamayı hedefliyor.

Şirketin Şili'deki ilk aşama üretim kapasitesinin yıllık 7 bin 500 ton lityum karbonat, Teksas'taki kapasitesinin ise 15 bin ton lityum hidroksit olması planlanıyor.

Trafigura'nın ilk aşamada Çinli müşterilere satış yapması, ABD'deki batarya tedarik zinciri geliştikçe bu pazara daha fazla yönelmesi bekleniyor.

Enerji depolama pazarı rekor büyüklüğe ulaşıyor

Lityum piyasasındaki değişimin arkasında, küresel enerji depolama yatırımlarındaki hızlı artış bulunuyor.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde 108 gigavatlık yeni batarya depolama kapasitesi devreye alındı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 40 artış anlamına geliyor.

Küresel kurulu batarya depolama kapasitesi ise 2021 yılına kıyasla 11 katına çıktı.

Yeni kurulumların yaklaşık yüzde 80'ini elektrik şebekelerine bağlı büyük ölçekli depolama tesisleri oluşturdu. Geri kalan bölüm ise ticari işletmeler ve konutlarda kullanılan sistemlerden meydana geldi.

BloombergNEF'in son tahminleri, büyümenin 2026 yılında daha da hızlanacağını gösteriyor.

Araştırma kuruluşuna göre bu yıl dünya genelinde 188 gigavat, enerji kapasitesi bakımından ise 535 gigavatsaatlik yeni depolama sistemi kurulması bekleniyor. Bu, kurulu güç bazında yıllık yüzde 45 büyümeye karşılık geliyor.

2027 yılında yeni kurulumların 209 gigavata ve 638 gigavatsaate ulaşacağı öngörülüyor.

Elektrikli otomobillere bağımlılık azalıyor

Enerji depolama sistemlerindeki büyüme, batarya üreticilerinin müşteri yapısını da değiştiriyor.

Geçmiş yıllarda lityum talebindeki artışın ana kaynağı elektrikli otomobil üreticileriydi. Ancak bazı otomobil üreticilerinin elektrikli araç yatırımlarını ertelemesi veya üretim hedeflerini aşağı çekmesi, batarya tedarikçilerinin alternatif pazarlara yönelmesini hızlandırdı.

IEA'nın 2026 Küresel Elektrikli Araç Görünümü raporuna göre ABD'de 2025 yılında kullanılan bataryaların yaklaşık üçte biri sabit enerji depolama sistemlerine yöneldi.

ABD'de bazı batarya üreticileri, elektrikli otomobil pazarındaki daha zayıf talebi karşılamak amacıyla enerji depolama sistemlerine yönelik üretimlerini artırmaya başladı.

Bununla birlikte elektrikli araçlar, küresel batarya talebinin en büyük kaynağı olmayı sürdürüyor. Enerji depolama sistemlerinin yükselişi, elektrikli otomobillerin yerini almasından çok, lityum talebinin daha geniş bir pazara yayılması anlamına geliyor.

Lityum talebi 2030'a kadar büyüyecek

S&P Global Energy'nin tahminleri de enerji depolama sektörünün lityum piyasasında giderek daha önemli hale geleceğini ortaya koyuyor.

Kuruluşun projeksiyonuna göre sabit enerji depolama sistemlerinin küresel lityum tüketimi, 2025 seviyesine kıyasla yüzde 45,6 artarak 2030 yılında yaklaşık 313 bin tona ulaşacak.

Ancak büyümenin kesintisiz olması beklenmiyor. S&P Global, Çin'deki düzenleme değişikliklerinin etkisiyle enerji depolama sektörünün lityum talebinde 2026 yılında geçici bir gerileme yaşanabileceğini öngörüyor.

Buna karşılık BloombergNEF'in daha güncel kurulum tahminleri, Çin dışındaki pazarların da hızla büyümesiyle küresel enerji depolama yatırımlarında yeni rekorlar bekliyor.

Bu farklı tahminler, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyeli konusunda genel bir beklenti bulunduğunu, ancak yıllık talebin kamu politikaları, teşvikler ve proje takvimlerine bağlı olarak dalgalanabileceğini gösteriyor.

Güneş enerjisinin büyümesi batarya ihtiyacını artırıyor

Enerji depolama yatırımlarının hızlanmasında güneş ve rüzgâr enerjisinin yaygınlaşması belirleyici rol oynuyor.

Güneş santralleri gündüz saatlerinde yoğun üretim yaparken, elektrik tüketiminin en yüksek olduğu saatler her zaman bu dönemlere denk gelmiyor. Rüzgâr enerjisinde de üretim hava koşullarına bağlı olarak değişiyor.

Batarya depolama sistemleri, üretimin yüksek olduğu dönemlerde elektriği depolayarak talebin arttığı saatlerde şebekeye geri verebiliyor.

Böylece yenilenebilir enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması, elektrik şebekesindeki dalgalanmaların azaltılması ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi mümkün oluyor.

BloombergNEF'e göre 2025 yılı sonunda dünya genelinde 69 gigavatlık enerji depolama kapasitesi, toplam 299 gigavatlık güneş enerjisi projeleriyle birlikte kurulmuş durumdaydı.

Çin ve ABD'nin öncülük ettiği pazarın Hindistan, Avustralya, Avrupa ve Ortadoğu'da da genişlemesi bekleniyor.

Özellikle veri merkezlerinin kesintisiz elektrik ihtiyacı, depolama sistemlerine yönelik yatırımları destekleyen yeni unsurlardan biri haline geldi.

Lityum demir fosfat bataryalar öne çıkıyor

Enerji depolama sistemlerinin büyümesi, batarya teknolojilerinde kullanılan malzemelerin önemini de değiştiriyor.

IEA verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde kurulan sabit batarya depolama sistemlerinin yaklaşık yüzde 90'ında lityum demir fosfat (LFP) teknolojisi kullanıldı.

LFP bataryalar, bazı alternatif lityum iyon teknolojilerine göre daha düşük enerji yoğunluğuna sahip olsa da maliyet avantajı ve uzun çevrim ömürleri nedeniyle sabit depolama uygulamalarında tercih ediliyor.

Elektrikli otomobillerde bataryanın ağırlığı ve kapladığı alan önemli bir unsurken, sabit enerji depolama tesislerinde maliyet, kullanım ömrü ve sık şarj-deşarj döngülerine dayanıklılık daha fazla öne çıkıyor.

IEA'ya göre LFP batarya paketlerinin ortalama maliyeti 2025 yılında nikel, manganez ve kobalt içeren alternatiflerden yüzde 40'ın üzerinde daha düşüktü.

Bu nedenle enerji depolama yatırımlarının artması, özellikle LFP üretiminde kullanılan lityum bileşiklerine yönelik talebi destekliyor.

Lityum üretiminde yeni teknoloji yarışı

Artan talep beklentileri, lityum üretiminde yeni teknolojilere yapılan yatırımları da hızlandırıyor.

EnergyX'in Trafigura ile imzaladığı anlaşma, doğrudan lityum çıkarımı olarak bilinen DLE teknolojisinin ticari gelişimi açısından önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Bu teknoloji, lityum içeren tuzlu sulardan çeşitli ayırma ve filtreleme yöntemleriyle lityum elde edilmesini amaçlıyor.

Geleneksel buharlaştırma yöntemlerine alternatif olarak geliştirilen DLE teknolojileri, uygun koşullarda üretim süresini kısaltma ve kaynak kullanımını iyileştirme potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte teknolojilerin ekonomik ve çevresel performansı, kullanılan yönteme ve tesis koşullarına göre değişiyor.

EnergyX'in yanı sıra Exxon Mobil, Vulcan Energy Resources ve Lilac Solutions gibi şirketler de doğrudan lityum çıkarımı teknolojileri üzerinde çalışıyor.

Ancak yeni projelerin ticari üretime geçebilmesi için önemli miktarda finansmana ihtiyaç duyuluyor.

EnergyX'in Trafigura ile yaptığı uzun vadeli satış anlaşması da bu açıdan önem taşıyor. Şirket, ABD İhracat-İthalat Bankası'ndan sağlamayı hedeflediği 690 milyon dolarlık kredi için çalışmalarını sürdürüyor.

Lityumda yeni dönemin belirleyicisi enerji altyapısı olacak

Enerji depolama sektörünün yükselişi, lityumun küresel enerji dönüşümündeki rolünü genişletiyor.

Elektrikli otomobil üreticileri hâlâ sektörün en büyük müşterileri arasında yer alırken, elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji santralleri ve veri merkezleri giderek daha önemli bir talep kaynağı oluşturuyor.

Bu değişim, lityum üreticileri açısından yeni satış kanalları yaratırken, ülkelerin kritik mineral tedarik zincirlerini güvence altına alma çabalarını da artırıyor.

Bununla birlikte lityum fiyatlarındaki dalgalanmalar, Çin'in batarya tedarik zincirindeki ağırlığı ve sodyum iyon gibi alternatif teknolojilerin gelişimi sektörün geleceğinde belirleyici olmaya devam edecek.

EnergyX ile Trafigura arasındaki 2 milyar dolarlık anlaşma, yalnızca büyük bir maden tedarik sözleşmesi değil, aynı zamanda lityum piyasasında yaşanan yapısal değişimin de göstergesi.

Lityumun geleceği artık yalnızca kaç elektrikli otomobil satılacağına değil, dünyanın ne kadar elektriği depolamak zorunda kalacağına da bağlı.