Küresel petrol piyasasında İran savaşının yol açtığı arz sıkıntısı yerini yeniden arz fazlasına bırakmaya başladı. JPMorgan'ın analizine göre dünya genelinde petrol arzı eylül ayında talebi günlük 1,1 milyon varil, ekim ayında ise 1,4 milyon varil aştı. Yüksek fiyatların tüketimi azaltması ve Orta Doğu'dan petrol sevkiyatının toparlanması piyasa dengelerini değiştirirken, Goldman Sachs da küresel petrol stoklarındaki düşüşün durduğuna dikkat çekti.

Küresel enerji piyasalarında yılın büyük bölümüne damga vuran arz endişeleri, yerini talepteki zayıflama ve arz fazlası tartışmalarına bırakıyor. İran savaşı nedeniyle Orta Doğu'dan petrol sevkiyatında yaşanan ciddi kesintilere rağmen, yüksek fiyatların tüketimi azaltması ve üretimin toparlanması küresel petrol piyasasındaki dengeleri yeniden değiştirdi.

Reuters'ın haberine göre ABD'li yatırım bankası JPMorgan, dünya petrol piyasasının eylül ayında yeniden arz fazlasına geçtiğini, ekimde ise bu fazlanın daha da büyüdüğünü hesapladı.

Bankanın tahminlerine göre eylül ayında günlük 1,1 milyon varil olan arz fazlası, ekimde 1,4 milyon varile yükseldi. Bu rakam, 2025 yılındaki günlük ortalama 1,3 milyon varillik arz fazlasının da üzerine çıktı.

Petrol talebi 3,3 milyon varil azaldı

JPMorgan'ın değerlendirmesinde, küresel petrol piyasasındaki değişimin temel nedenlerinden biri olarak yüksek enerji fiyatlarının talep üzerindeki olumsuz etkisi gösterildi.

Bankanın hesaplamalarına göre İran savaşının başladığı şubat ayı sonundan bu yana küresel petrol talebi günlük yaklaşık 3,3 milyon varil azaldı.

Yüksek akaryakıt maliyetleri, ekonomik faaliyetlerdeki yavaşlama ve enerji tedarikinde yaşanan aksaklıklar tüketimi sınırlandırırken, üretimin toparlanması piyasaya sunulan petrol miktarını artırdı.

Böylece savaşın ilk aylarında yaşanan arz açığı, sonbahar aylarında yerini arzın talebin üzerine çıktığı bir tabloya bıraktı.

Orta Doğu'dan petrol ihracatı iki katından fazla arttı

Petrol piyasasındaki dengelerin değişmesinde Orta Doğu'dan yapılan sevkiyatların toparlanması da etkili oldu.

JPMorgan'ın verilerine göre mart ayında günlük 9,8 milyon varile kadar gerileyen bölgenin petrol ihracatı, ekimde yaklaşık 20,7 milyon varile ulaştı.

Bu toparlanmaya rağmen ihracat hacmi savaş öncesindeki seviyesinin altında kalmaya devam ediyor.

Küresel ham petrol ithalatı ise ekim ayında günlük 44,9 milyon varile yükseldi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre günlük 1,3 milyon varillik artışa işaret ediyor.

Latin Amerika üretimi artırdı

Orta Doğu'daki sevkiyatların toparlanmasının yanı sıra farklı bölgelerdeki üretim artışları da küresel arzı destekledi.

JPMorgan, Latin Amerika'dan sağlanan ham petrol arzının geçen yılın aynı dönemine göre günlük yaklaşık 1,5 milyon varil arttığını hesapladı.

Bu artışta Brezilya, Venezuela, Guyana ve Arjantin'deki üretim gelişmeleri etkili oldu.

Orta Doğu dışındaki üreticilerin piyasaya daha fazla petrol sunması, savaşın yol açtığı arz kaybının bir bölümünün telafi edilmesini sağladı.

Goldman Sachs: Petrol stoklarındaki düşüş durdu

Petrol piyasasındaki değişime dikkat çeken bir diğer yatırım bankası da Goldman Sachs oldu.

Banka, İran savaşının başlamasının ardından önemli ölçüde azalan küresel petrol stoklarının eylül ve ekim aylarında düşmeyi bıraktığını bildirdi.

Goldman Sachs'a göre üretimdeki toparlanma ve talepteki gerileme, küresel petrol piyasasını söz konusu iki ayda büyük ölçüde dengeye getirdi.

JPMorgan'ın aksine belirgin bir arz fazlasından söz etmeyen Goldman Sachs'ın değerlendirmesi de yılın ilk yarısında yaşanan ciddi arz sıkıntısının hafiflediğine işaret ediyor.

Savaşın ardından Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) koordinasyonunda stratejik petrol rezervlerinden rekor miktarda petrol piyasaya sürülmüş, ticari stoklarda da önemli düşüşler yaşanmıştı.

Ham petrol sevkiyatı toparlandı, akaryakıtta sıkıntı sürüyor

Petrol piyasasındaki toparlanma bütün ürün gruplarında aynı hızda gerçekleşmiyor.

Petrol taşımacılığı verilerini izleyen Vortexa'ya göre Körfez bölgesinden ham petrol ve kondensat ihracatı ekim ayında günlük ortalama 14 milyon varile ulaştı. Bu miktar, savaş öncesindeki seviyenin yaklaşık yüzde 86'sına karşılık geliyor.

Buna karşılık benzin, motorin ve diğer rafine petrol ürünlerinin ihracatı günlük 3,1 milyon varilde kaldı. Bu seviye, savaş öncesindeki normal hacmin yalnızca yarısından biraz fazlasını oluşturuyor.

Dolayısıyla ham petrol arzında yaşanan toparlanmaya rağmen rafine ürün piyasalarında sıkışıklık devam ediyor.

Petrol piyasasından çelişkili sinyaller

Reuters'ın analizinde petrol piyasasındaki fiyat yapısının da dikkat çekici sinyaller verdiği belirtiliyor.

Brent petrolün kısa vadeli fiziksel teslimatına ilişkin bazı kontratlarda, daha ileri teslim tarihli fiyatların yakın teslim fiyatlarının üzerine çıktığı görülüyor.

Contango olarak adlandırılan bu yapı, genellikle kısa vadede piyasada yeterli arz bulunduğuna işaret ediyor.

Buna karşılık Ocak 2027 ve sonrasına ilişkin Brent vadeli işlem kontratlarında, yakın vadeli fiyatların daha ileri vadeli fiyatlardan yüksek olduğu backwardation yapısı korunuyor.

Bu farklılaşma, fiziksel piyasada arzın rahatlamaya başladığını ancak gelecekteki tedarik koşullarına ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü gösteriyor.

Petrol piyasası uzmanı Adi Imsirovic'e göre fiziksel piyasadaki bu değişimin kalıcı olması durumunda vadeli işlem piyasasında da benzer bir fiyat yapısı ortaya çıkabilir.

Petrol fiyatları üzerindeki baskı artabilir

JPMorgan ve Goldman Sachs'ın değerlendirmeleri, küresel petrol piyasasının savaşın ilk aylarındaki koşullardan uzaklaşmaya başladığını ortaya koyuyor.

Talebin zayıflaması, Orta Doğu'dan ihracatın toparlanması ve alternatif üreticilerin piyasaya daha fazla petrol sunması, arz fazlasının devam etmesi hâlinde fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.

Bununla birlikte İran savaşının henüz sona ermemesi, bölgedeki sevkiyat güvenliğine ilişkin riskler ve rafine ürün arzındaki sıkıntılar, petrol fiyatlarında yeni dalgalanmaların yaşanabileceğine işaret ediyor.

Bu nedenle küresel petrol piyasasının önümüzdeki dönemdeki yönünü yalnızca üretim miktarı değil, yüksek fiyatların talep üzerindeki etkisinin ne kadar süreceği ve Orta Doğu'daki sevkiyatların hangi hızla normale döneceği belirleyecek.