ABD Merkez Bankası (Fed), yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı büyümenin fiyatlar üzerindeki etkisini daha yakından izliyor. Amazon, Apple ve Anthropic gibi şirketlerin yüksek harcamalarını sürdürmesi, enflasyonu düşürmek için faizlerin artırılması ihtimalini gündeme getirirken, yüksek finansman maliyetlerinin asıl yükünün ise krediye bağımlı küçük işletmelerin ve tüketicilerin üzerine kalabileceği belirtiliyor.

Yapay zekâ alanındaki yatırımlar küresel ekonomiye büyüme ve verimlilik açısından yeni fırsatlar sunarken, fiyatlar üzerinde oluşturduğu baskı para politikası açısından yeni bir sorun yaratıyor. ABD'de yapay zekâ altyapısına yönelik harcamaların hız kesmemesi, enflasyonla mücadele eden Fed'in faiz politikası üzerindeki tartışmaları da artırıyor.

Reuters'ın haberine göre, büyük teknoloji şirketleri yüksek borçlanma maliyetlerine rağmen yapay zekâ yatırımlarını sürdürürken, faiz artışlarının ekonominin diğer kesimleri üzerindeki etkisi daha belirgin hale geliyor. Özellikle banka kredilerine ihtiyaç duyan küçük ve orta ölçekli işletmeler ile harcamalarını kredi kartı ve tüketici kredileriyle finanse eden haneler, sıkı para politikasından daha fazla etkilenebilecek kesimler arasında gösteriliyor.

Yapay zekâ yatırımları fiyatları yukarı çekiyor

Yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve kullanılması için gerekli veri merkezleri, çipler, enerji altyapısı ve diğer teknolojik bileşenlere yönelik talep hızla artıyor. Bu yatırımlar teknoloji sektörünün yanı sıra inşaat, enerji ve tedarik zincirleri üzerinde de baskı oluşturuyor.

ABD'li bazı merkez bankası yetkilileri, yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan talep artışının yalnızca teknoloji sektöründe kalmadığına, ekonominin diğer alanlarına da yayıldığına dikkat çekiyor. Veri merkezi yatırımlarında kullanılan ekipmanlara yönelik yoğun talep ve artan siparişler, bazı sektörlerde fiyatların yükselmesine zemin hazırlıyor.

Bu durum, Fed'in enflasyonu yüzde 2 hedefine döndürme çabasını zorlaştırıyor. Enflasyonun beş yılı aşkın süredir hedefin üzerinde seyretmesi, para politikasında daha temkinli bir yaklaşım ihtiyacını gündeme getiriyor.

Reuters'a konuşan ADP Başekonomisti Nela Richardson, enflasyonu düşürmenin farklı yolları bulunduğunu ancak her seçeneğin aynı ölçüde uygulanabilir olmadığını belirtti. Richardson, konut piyasasındaki zayıflık ve iş gücü piyasasının mevcut görünümü dikkate alındığında, faiz artışlarının etkisinin özellikle küçük işletmeler, tüketiciler ve hisse senedi piyasasında hissedilebileceğine işaret etti.

Faiz artışlarının maliyeti eşit dağılmıyor

Fed'in faiz artırımlarıyla talebi yavaşlatması, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltmayı amaçlıyor. Ancak yapay zekâ yatırımlarının yoğunlaştığı mevcut ekonomik ortamda, yüksek faizlerin etkisi şirketler arasında eşit dağılmıyor.

Büyük teknoloji şirketleri yüksek nakit kaynakları ve güçlü finansman imkânları sayesinde yatırımlarını sürdürürken, daha sınırlı kaynaklara sahip işletmeler yeni yatırımlarını ertelemek veya küçültmek zorunda kalabiliyor. Kredi maliyetlerinin artması, tüketicilerin harcamalarını da sınırlandırabiliyor.

Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, fiyat baskılarını azaltmak için ekonomik büyümeyi tamamen durdurmak yerine, talebin daha kontrollü bir hızda ilerlemesini hedeflediklerini belirtiyor. Bununla birlikte, Fed'in faiz artışlarının iş gücü piyasası ve ekonomik faaliyet üzerindeki etkisinin ne ölçüde olacağı belirsizliğini koruyor.

Öte yandan, bazı merkez bankası yetkilileri güvenilir ve kararlı bir para politikasının şirketlerin fiyat ve ücret artışı beklentilerini sınırlayabileceğini, böylece istihdamda büyük bir kayıp yaşanmadan enflasyonun düşürülebileceğini savunuyor.

Veri merkezleri için 1 trilyon dolarlık yatırım beklentisi

Yapay zekâ yatırımlarının büyüklüğü, para politikasının neden daha karmaşık hale geldiğini de ortaya koyuyor. Reuters'ın aktardığı değerlendirmelere göre, yapay zekâ alanındaki şirketlerin gelecek yıl yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırım harcaması yapması bekleniyor. Bu tutar, ABD ekonomisinin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 3'üne karşılık geliyor.

Yapay zekâ altyapısına yönelik bu ölçekteki harcamalar, ekonomik büyümeyi desteklerken veri merkezleri, enerji ve teknoloji ekipmanlarına yönelik talebi de artırıyor. Ancak yatırımların beklenen getiriyi sağlayamaması veya finansman maliyetlerinin yükselmeye devam etmesi durumunda, şirketlerin borç ödeme kapasitesi ve projelerin kârlılığı daha fazla sorgulanabilir.

ABD'de para politikasının geleceği de bu gelişmeler ışığında değerlendiriliyor. Fed'in 27-28 Ekim'deki toplantısında faizleri yüzde 3,75-4 aralığında sabit tutmasının beklendiği belirtilirken, sonraki dönemde ilave faiz artışlarının gerekip gerekmediği tartışılıyor.

Ekonomide büyüme ile fiyat istikrarı arasında yeni denge

Yapay zekâ yatırımları, üretkenliği artırma ve uzun vadede maliyetleri düşürme potansiyeli taşıyor. Ancak bu kazanımların ne zaman ve hangi ölçüde gerçekleşeceği henüz net değil. Kısa vadede artan altyapı harcamaları ve finansman ihtiyacı, talebi ve bazı maliyetleri yukarı çekebiliyor.

Ekonomistler, konut ve inşaat faaliyetlerinde yeni bir yavaşlama yaşanması, yapay zekâ dışındaki şirketlerin finansmana erişiminin zorlaşması ve düşük gelirli tüketicilerin harcamalarını kısmaya başlaması halinde ekonomik baskının daha geniş bir alana yayılabileceğine dikkat çekiyor.

Bu tablo, Fed açısından temel bir ikilemi ortaya koyuyor: Yapay zekâ yatırımlarının büyümeye sağladığı katkıyı korurken enflasyonu düşürmek. Faiz artışlarının etkisinin hangi sektörlerde yoğunlaşacağı ve yapay zekâ yatırımlarının fiyatlar üzerindeki baskısının ne kadar süreceği, önümüzdeki dönemde para politikasının yönünü belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alacak.