TÜBİTAK, Dünya Bankası iş birliğiyle yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamındaki 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programı'nın 2026 yılı ikinci çağrısını başvuruya açtı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 20 Eylül'de yaptığı paylaşımda kaynaklarını verimli kullanan ve yüksek katma değer üreten sanayiye desteklerin süreceğini belirtti.

Çağrıya KOBİ'ler ve büyük ölçekli işletmeler tek başına ya da ortak olarak başvurabiliyor. TÜBİTAK duyurusuna göre destek oranı büyük işletmelerde yüzde 70, KOBİ'lerde yüzde 80, deprem bölgesindeki KOBİ'lerde yüzde 90. Kullanılan desteğin geri ödemesi, proje bitiminden bir yıl sonra başlıyor. Başvuru sahiplerinin proje konusuyla ilgili en az lisans düzeyinde bir personel istihdam etmesi gerekiyor.

Bu çağrıda teknoloji hazırlık düzeyi (TRL) aralığı önceki çağrılardaki 5-9'dan 3-9'a genişletildi; projelerin en az TRL 7 ile tamamlanması ve ölçek büyütme faaliyeti içermesi zorunlu. Önceki Ar-Ge çalışmasının devamı olma şartı ise kaldırıldı. Destek başlıkları iklim değişikliği, çevre ve biyoçeşitlilik; temiz ve döngüsel ekonomi; temiz, erişilebilir ve güvenli enerji arzı; yeşil ve sürdürülebilir tarım ile sürdürülebilir akıllı ulaşım.

Başvuru aşamasında bankadan referans mektubu, sözleşme aşamasında ise teminat mektubu isteniyor. Başvurular TÜBİTAK TEYDEB'in PRODİS sistemi üzerinden alınıyor.

Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Programın Dünya Bankası'nın Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında yürütülmesi, uluslararası iklim finansmanının sanayiye aktarıldığı kanallardan birini oluşturuyor. Karbon düzenlemelerinin sıkılaştığı AB pazarına satış yapan üreticiler açısından, düşük emisyonlu ürün ve süreç geliştirme kapasitesi rekabet gücünün belirleyicilerinden biri hâline geliyor.

İş dünyasına etkisi ne?

AB'nin SKDM'si ve yurt içinde başlayan emisyon ticaret sistemi, sanayide karbon yoğunluğunu doğrudan maliyete çeviriyor. Bu çağrı, emisyon azaltan süreç ve ürün geliştirmeyi hedefleyen firmalara Ar-Ge'nin yanı sıra ölçek büyütme aşamasını da finanse etme imkânı sunuyor. TRL alt sınırının düşmesi, daha erken aşamadaki teknolojilerin de başvurabilmesini sağlıyor.