Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), 23 Eylül'de yayımladığı Küresel Borç İzleme raporunda dünya genelindeki toplam borcun 2026'nın ilk yarısında 10 trilyon dolardan fazla artarak 365,5 trilyon dolarlık rekor seviyeye çıktığını açıkladı. Artışın büyük bölümü gelişmekte olan piyasalardan geldi; Çin ve ABD artışın ana kaynakları oldu.

Gelişmekte olan piyasaların borç stoku 6,5 trilyon dolar artışla 110,6 trilyon dolara ulaşırken gelişmiş piyasaların borcu daha yavaş yükselerek 255 trilyon dolar oldu. İlk yarıdaki artış, 2025'in aynı döneminde eklenen 21 trilyon doların yarısından az. Yükselen faizler, artan borç servis maliyetleri, enerji fiyatlarındaki sıçrama ve İran'la yaşanan çatışma borçlanmayı yavaşlatan etkenler olarak sıralandı.

Küresel borcun GSYH'ye oranı yaklaşık yüzde 310 düzeyinde. IIF, bu oranın görünürdeki iyileşmesinin gerçek bir mali disiplinden değil yüksek enflasyondan kaynaklandığını belirterek durumu "istikrar yanılsaması" olarak nitelendirdi. Raporda gelişmiş ekonomilerin son bir yılda devlet tahvillerine 3,3 trilyon doları aşan faiz ödediği, bu tutarın yapay zekâ teknolojisi, savunma ve temiz enerjiye yapılan küresel harcamaların her birinden ayrı ayrı daha yüksek olduğu vurgulandı. IIF'nin şubattaki raporunda küresel borç 2025 sonu itibarıyla 348 trilyon dolar olarak hesaplanmıştı.

Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Gelişmekte olan piyasalarda borç stokunun hızla büyümesi, bu ülkelerin uluslararası piyasalardan borçlanırken aynı yatırımcı havuzu için daha sert rekabet etmesi anlamına geliyor. Hazine'nin ve Türk şirketlerinin dış borç çevirme ihtiyacı düşünüldüğünde, küresel faizlerin yüksek seyri ve borç stokundaki artış risk primleri üzerinden Türkiye'ye yansıyabilecek bir unsur.

Yatırımcı açısından ne ifade ediyor?

Gelişmiş ekonomilerde faiz giderlerinin bu ölçeğe ulaşması, uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalmasını destekleyen bir etken. OECD de eylül raporunda birçok ekonomide uzun vadeli faizlerin 15 yılın ya da daha uzun sürenin zirvesine çıktığına dikkat çekmişti.

İş dünyasına etkisi ne?

Yüksek faiz ortamında borç servis yükü artan şirketler için vadesi yaklaşan borçların yeniden finansmanı daha maliyetli hale geliyor; döviz cinsinden borcu olan firmalar için bu, nakit akışı planlamasında öncelikli bir risk.