Türkiye, 24 metre ve üzeri süperyat üretiminde dünyada ikinci sıraya yükseldi. Sektörün yaklaşık 141 projesi devam ederken YATED Başkanı Murat Bekiroğlu, Türkiye’nin üretim gücünü bakım-onarım, yat turizmi ve marina hizmetleriyle destekleyerek daha yüksek katma değer yaratması gerektiğini vurguladı.
Türkiye yat ve tekne sektörü, 17-25 Ekim 2026 tarihlerinde Ataköy Marina’da düzenlenecek Bosphorus Boat Show’da buluşmaya hazırlanıyor. Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) tarafından düzenlenen fuar, 120 firma, yaklaşık 200 tekne ve 500’ün üzerinde markayı bir araya getirecek. Yaklaşık 4 bin yabancı ziyaretçinin beklendiği organizasyonda, yerli üreticilerin uluslararası alıcılarla buluşması ve yeni ticari bağlantılar kurulması hedefleniyor.
Fuar öncesinde sektörün durumunu değerlendiren YATED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, Türkiye’nin özellikle süperyat üretiminde önemli bir konuma ulaştığını belirterek, bundan sonraki aşamada üretim kapasitesinin yanı sıra yatçılığın diğer alanlarında da büyümenin önem kazandığını söyledi.
Süperyat üretiminde dünya ikinciliğine yükseldi
Türkiye’nin son 15 yılda süperyat üretiminde önemli mesafe kaydettiğini belirten Bekiroğlu, 24 metre ve üzerindeki yat üretiminde İtalya’nın ardından ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Birkaç yıl önce üçüncü sırada bulunan Türkiye’nin Hollanda’yı geride bıraktığını kaydeden Bekiroğlu, devam eden yaklaşık 141 projenin sektörün üretim potansiyelini ortaya koyduğunu söyledi.
Türkiye’nin rekabet gücünde esnek üretim kabiliyeti, nitelikli işçilik, özel üretim deneyimi ve Avrupa pazarına yakınlığının etkili olduğunu belirten Bekiroğlu, süperyat üretiminin büyük ölçüde ihracata yönelik çalıştığını ve ülkeye doğrudan döviz kazandırdığını vurguladı.
Bekiroğlu, sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, yalnızca daha fazla tekne üretmenin yeterli olmayacağını belirterek, üretimden bakım-onarıma, marina işletmeciliğinden yat turizmine kadar uzanan bütüncül bir yatçılık ekonomisinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Küçük ve orta boy tekne üreticileri için destek çağrısı
Süperyat üretimindeki gelişimin 5-24 metre arasındaki tekne segmentinde aynı ölçüde hissedilmediğini belirten Bekiroğlu, finansmana erişim, vergi yükü ve bağlama maliyetlerinin hem üreticileri hem de iç pazarı zorladığını ifade etti.
Denizciliğin daha geniş kesimler için erişilebilir olması gerektiğini söyleyen Bekiroğlu, küçük ve orta ölçekli tekne üreticilerinin güçlendirilmesinin iç pazarı büyütmenin yanı sıra ihracata açılmalarına da katkı sağlayacağını kaydetti.
Bosphorus Boat Show’un bu açıdan yerli üreticiler için önemli bir tanıtım ve ticaret platformu olduğunu belirten Bekiroğlu, fuarda yerli üreticilerin yanı sıra uluslararası markaların da motor yat, yelkenli, katamaran, ekipman ve yeni nesil denizcilik teknolojilerini sergileyeceğini söyledi. Güneş panelleri, batarya sistemleri ve hibrit çözümler gibi sürdürülebilirlik odaklı teknolojilerin de fuarın öne çıkan başlıkları arasında yer alması bekleniyor.
Marina kapasitesi ve bağlama maliyetleri büyümeyi sınırlıyor
Sektörün gelişiminin önündeki temel sorunlardan birinin marina ve bağlama kapasitesi olduğunu belirten Bekiroğlu, Türkiye’de yaklaşık 26 bin bağlama kapasitesi bulunduğunu söyledi. Kapasitenin yetersiz kalmasının bağlama ücretlerini artırdığına işaret eden Bekiroğlu, mevcut altyapının daha etkin kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Balıkçı barınaklarının uygun bölümlerinin değerlendirilmesi ve kuru bağlama alanlarının yaygınlaştırılmasıyla yeni kapasite oluşturulabileceğini belirten Bekiroğlu, atıl alanların kooperatiflerle iş birliği içinde küçük teknelerin kullanımına açılmasının hem kapasiteyi artırabileceğini hem de maliyetleri daha erişilebilir seviyelere çekebileceğini ifade etti.
Bekiroğlu, tekne üretimindeki artışın kalıcı bir büyümeye dönüşmesi için teknelerin bağlanabileceği altyapının da geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yatçılık ekonomiye yıllarca katkı sağlıyor
Yatçılığın ekonomik etkisinin teknenin üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Bekiroğlu, bir yatın üretildikten sonra 20-30 yıl boyunca farklı sektörlerde ekonomik hareketlilik yarattığını söyledi. Marina hizmetleri, bakım-onarım, refit, akaryakıt, sigorta, kumanya, ulaşım ve konaklama gibi alanların yatçılık ekosisteminin parçaları olduğunu kaydetti.
Özellikle bakım-onarım ve refit projelerinin Türkiye için önemli bir büyüme fırsatı sunduğunu belirten Bekiroğlu, büyük yatların bakım ve yenileme işlemleri için Türkiye’ye çekilmesinin yüksek ekonomik değer yaratabileceğini ifade etti. Güney bölgelerindeki marina, tersane ve bakım-onarım altyapısının geliştirilmesinin, Avrupa’daki yatların kış döneminde Türkiye’de hizmet almasını kolaylaştırabileceğine dikkat çekti.
Bekiroğlu’na göre yat turizmi de klasik turizmin ötesinde bir ekonomik katkı potansiyeli taşıyor. Teknesiyle Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin marina hizmetlerinden konaklamaya, ulaşımdan yerel hizmetlere kadar geniş bir alanda harcama yaptığını belirten Bekiroğlu, yatçılık ekosisteminin güçlendirilmesinin üreticilerden turizm işletmelerine kadar birçok sektöre katkı sağlayacağını söyledi.
Bosphorus Boat Show’da 500’ün üzerinde marka yer alacak
17-25 Ekim tarihlerinde Ataköy Marina’da düzenlenecek Bosphorus Boat Show’da yaklaşık 200 teknenin ve 500’ün üzerinde markanın ziyaretçilerle buluşması planlanıyor. Dokuz gün sürecek fuarın, yerli üreticilerin ürünlerini uluslararası alıcılara tanıtmasına, yeni iş bağlantıları kurmasına ve sektörün ticari hareketliliğine katkı sağlaması hedefleniyor.
Bekiroğlu, İstanbul’un coğrafi konumunun Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlardan sektör temsilcilerini bir araya getirmek açısından avantaj sağladığını belirterek, fuarın yalnızca tekne sergilenen bir organizasyon değil, yat ve tekne endüstrisinin farklı alanlarını buluşturan bir ticaret platformu olarak gelişmesini amaçladıklarını ifade etti.





