Beyaz eşya sektöründe 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 azalarak 12,6 milyon adede gerilerken, üretim yüzde 11 düşüşle 19,8 milyon adet olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 17 artışla 868 bin 335 adete çıktı.

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda ((Buzdolabı, Çamaşır Makinası, Bulaşık Makinası, Fırın, Derin Dondurucu, Kurutucu) iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17 azalarak 12 milyon 637 bin 299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı yüzde 11 gerileyerek 19 milyon 773 bin 167 adet oldu. Toplam satışlar ise yüzde 12 azalışla 20 milyon 16 bin 756 adet olarak kaydedildi.

Aynı dönemde en çok artış ise ithalatta görüldü. 9 aylık dönemdeki ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 artışla 868 bin 335 adete çıktı.

Eylülde ithalat artışı yüzde 73

Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar yüzde 16 artarak 973 bin 363 adede ulaşırken ihracat yüzde 13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim yüzde 1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Aynı ayda ithalat tarafında ise çok daha keskin bir artış görüldü ve ithalat yüzde 73 artışla 95 bin 423 adete çıktı.

Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor.

İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor

Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmiyor.” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu.

Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var

Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi:

“Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyuluyor.”

Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor

TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz ise, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi.

Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı.