Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 24 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
Düzenlemenin amacı, metnin 1. maddesinde "sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, sürdürülebilir yatırımlara finansman akışının teşvik edilmesi ve piyasada yeşile boyamanın önlenmesi" olarak tanımlandı. Yönetmelik, 2 Temmuz 2025 tarihli ve 7552 sayılı İklim Kanunu'nun 8. maddesine dayanıyor.
Bir ekonomik faaliyetin taksonomiye uyumlu sayılabilmesi için üç şartı birlikte sağlaması gerekiyor: çevresel hedeflerden en az birine önemli ölçüde katkı sağlamak, başka hiçbir çevresel hedefe önemli zarar vermemek ve asgari sosyal koruma önlemlerine uymak. Çevresel hedefler altı başlıkta sıralandı: sera gazı emisyonlarının azaltımı, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu.
Yönetmeliğin 11. maddesi, katı fosil yakıtlar kullanılan üretim faaliyetlerinin çevresel açıdan sürdürülebilir ekonomik faaliyet olarak değerlendirilmeyeceğini hükme bağladı. Teknik tarama kriterleri Başkanlığın resmî internet sayfasında yayımlanacak; güncelleme yapılması halinde kriterler her yılın 15 Aralık tarihine kadar yayımlanacak ve izleyen yıl itibarıyla geçerli olacak.
Türkiye’yi nasıl etkiliyor?
Başkanlığın duyurusuna göre yönetmelik kapsamında hazırlanan teknik tarama kriterleri 16 sektör ve 137 ekonomik faaliyetten oluşuyor. Aynı duyuruda, çalışmada AB Taksonomisi'ndeki faaliyetlerle başlandığı, ancak AB listesinden farklı olarak tarım ve turizm sektörlerinin de kapsama alındığı belirtildi.
Yönetmelik, düzenlemenin 2021'de yayımlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında hazırlandığı ve Avrupa Birliği'nin iklim standartları ile politikalarına uyum amacı taşıdığı çerçevesinde konumlandırıldı. Taksonominin, ülkenin net sıfır emisyon hedefine ve yeşil büyüme vizyonuna yönelik faaliyetleri desteklemesi yönetmeliğin 5. maddesinde esas olarak sayıldı.
Taksonomi sürecinin yönetiminde üç organ tanımlandı: İklim Değişikliği Başkanlığı, Türkiye Yeşil Taksonomisi Komitesi ve taksonomi teknik uzman grubu. Komite, Başkan veya görevlendireceği başkan yardımcısının başkanlığında; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Ticaret, Ulaştırma ve Altyapı bakanlıkları ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı, AB Başkanlığı, SPK, BDDK, SEDDK, KGK ve TCMB temsilcilerinden olmak üzere toplam on beş üyeden oluşacak.
Vatandaşa nasıl yansıyor?
Düzenlemenin vatandaşa dönük tarafı, piyasadaki "yeşil" iddialarının ortak bir ölçüye bağlanması. Yönetmelik, yeşile boyamanın önlenmesini doğrudan amaç maddesine yazdı; hangi faaliyetin çevresel açıdan sürdürülebilir sayıldığı teknik tarama kriterlerine göre belirlenecek ve bu kriterler kamuya açık şekilde Başkanlığın internet sayfasında yayımlanacak.
Bireysel emeklilik ve sigorta tarafında da etki var. Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında faaliyet göstermeleri halinde raporlama yapmak zorunda olan kuruluşlar arasında sayıldı. Bu kuruluşlar için yükümlülük 1 Ocak 2029'dan itibaren başlıyor.
Yatırımcı açısından ne ifade ediyor?
Yönetmelik, yatırımcının karşılaştırma yapmasına dayanak olacak anahtar performans göstergelerini tanımladı. Göstergeler arasında taksonomiye uygun veya uyumlu ürün ve hizmetlerden elde edilen hasılat, yatırım harcamaları ve işletme giderlerinin oranları yer alıyor. Bankalar, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları, portföy yönetim şirketleri ile sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri için ayrı gösterge setleri sıralandı.
Raporlama takvimi de belirlendi. Raporlar, ilgili yılın mali tablo döneminin bitimini takip eden altıncı ayın sonunda Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sistemi'ne yüklenecek; özel hesap dönemi kullanan işletmelerde özel hesap dönemi sonu esas alınacak. Raporlamalar, raporlamanın yapıldığı tarihten önceki yıla ait dönemi kapsayacak.
Finansal kuruluşların raporlama usul ve esasları, ilgisine göre ayrı ayrı Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenecek. Bu ikincil düzenlemeler yayımlanmadan finansal kuruluşların raporlarının içeriği netleşmiyor.
İş dünyasına etkisi ne?
Reel sektör ile finans sektörü arasında yükümlülük farkı var. Yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan uygun ekonomik faaliyetlerden en az birini yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler, Başkanlığın yayımlayacağı şablonlara uygun şekilde raporlama yapabilecek; bu maddede "yapabilir" ifadesi kullanıldı. Finansal kuruluşlar için ise raporlama zorunlu tutuldu, geçiş dönemi hükmüyle 1 Ocak 2029'a kadar erteleniyor.
Zorunluluk olmasa da dolaylı bir baskı kanalı kuruldu: raporlama yükümlüsü finansal kuruluşlar, kendi raporlamalarına konu olabilecek iş ve işlemler bakımından reel sektör şirketlerinden bu yönetmelik çerçevesinde raporlama yapmalarını talep edebilecek. Finansal kuruluşlar, kendi göstergelerini hesaplarken raporlama yapan şirketlerin güncel verilerini esas alacak.
Raporlamada bir de önemlilik eşiği tanımlandı. Ek-1'deki uygun faaliyetlerden kaynaklanan hasılat, yatırım harcamaları veya işletme giderlerinin şirketin toplamına oranı yüzde 10'un altında kaldığında, şirketler ilgili faaliyetin anahtar performans göstergesini raporlamaya dahil etmeyebilecek.
Yaptırım tarafında, raporlama için gerekli bildirim, bilgi ve belge verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 7552 sayılı İklim Kanunu'nun 14. maddesinin altıncı, dokuzuncu ve on birinci fıkraları doğrultusunda idari para cezası uygulanacak. Ceza tutarları yönetmelikte yer almıyor, Kanun'a atıf yapılıyor.






