Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), elektrifikasyon konulu özel raporunu 22 Eylül 2026'da yayımladı. Rapor, COP31 Başkanı Türkiye ile COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya'nın talebiyle hazırlandı ve küresel ölçekte elektrifikasyonun hızlandırılma potansiyelini sektör ve bölge bazında inceliyor.

Rapor, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında New York'ta düzenlenen IEA-COP31 Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu'nda ülkelerin yüzde 35'lik küresel elektrifikasyon hedefinin benimsenmesini değerlendirdiği görüşmelere temel oluşturdu.

Bugün mevcut teknolojiler ve arz şoku öncesindeki enerji fiyatları esas alındığında, elektrik 2035'e kadar dünyanın nihai enerji tüketiminin yüzde 33'ünü maliyet etkin biçimde karşılayabiliyor; bu oran bugün yüzde 23 düzeyinde. Rapora göre bu, tartışılan yüzde 35'lik hedefi ulaşılabilir mesafeye taşıyor. Hürmüz Boğazı krizi sırasındaki mevcut fiyat seviyeleri, elektrifikasyonun maliyet etkin olduğu tüketim alanını daha da genişletiyor.

Yakıt ithalatçısı ülkelerin ekonomilerinde elektrifikasyonu belirgin şekilde hızlandırdığı senaryoda, bu ülkelerin enerji ithalat faturası 2035'e kadar 2025 seviyesine kıyasla 400 milyar doların üzerinde azalıyor. Aynı senaryoda dünya, başta elektrikli araçların hızlı yaygınlaşması nedeniyle, aksi halde kullanacağından günde 18 milyon varil daha az petrol tüketiyor.

Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

Raporun Türkiye açısından ilk boyutu kurumsal: belge, COP31 Başkanı Türkiye ile COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya'nın talebi üzerine hazırlandı. Türkiye böylece iklim zirvesi başkanlığı gündemini enerji güvenliği ve elektrifikasyon ekseninde kurmuş oldu.

İkinci boyut doğrudan ekonomik. Türkiye net enerji ithalatçısı bir ülke ve raporun ithalat faturasına ilişkin bulgusu bu ülke grubunu kapsıyor: hızlı elektrifikasyon senaryosunda yakıt ithalatçısı ülkelerin toplam enerji ithalat faturası 2035'e kadar 2025 seviyesine göre 400 milyar doların üzerinde geriliyor. Rapor ülke bazında ayrıştırılmış bir Türkiye rakamı vermiyor.

IEA, bu yılki Hürmüz Boğazı krizini son beş yılın ikinci büyük enerji şoku olarak tanımlıyor ve birçok ülkenin ithal yakıta bağımlılığını azaltmak için elektrifikasyondan nasıl yararlanabileceğini değerlendirdiğini belirtiyor.

Vatandaşa nasıl yansıyor?

Rapor, elektrifikasyonun hane halkına yansımasında geçiş maliyetine dikkat çekiyor: faydaların geniş kesimlere yayılması için politika yapıcıların bazı hanelerin ve işletmelerin peşin maliyetleri karşılamasına yardımcı olması gerekiyor.

Elektriğin kullanımı arttıkça güvenli ve karşılanabilir kalmasını sağlamak giderek daha önemli hale geliyor; IEA, klima, veri merkezleri, ileri imalat ve elektrikli araçların büyümesiyle küresel elektrik kullanımının son yıllarda ekonomik üretimden hızlı, toplam enerji talebinin ise neredeyse iki katı hızla arttığını belirtiyor.

Yatırımcı açısından ne ifade ediyor?

Rapor, potansiyelin gerçekleşmesi için yatırım tarafında somut bir koşul sıralıyor: darboğazların önlenmesi ve elektrifikasyonun karşılanabilir ve güvenli enerji sistemlerini desteklemesi için üretim ve şebekelerde yatırımın ölçeklenmesi, bunun yanında daha akıllı ve esnek güç sistemlerinin hayata geçirilmesi gerekiyor.

Risk tarafında ise IEA üç başlık tanımlıyor: elektrik güvenliğine yönelik gelişen tehditler arasında kilit teknolojiler ve kritik mineraller için yoğunlaşmış tedarik zincirleri, siber güvenlik riskleri ile doğal afetler ve iklim kaynaklı tehlikeler yer alıyor.

İş dünyasına etkisi ne?

IEA, elektriğe geçişin ekonomik rekabetçilik, enerji güvenliği ve enerji dönüşümü açısından büyük fayda sağlayabileceğini belirtiyor.

Sanayi ve hizmetler tarafında etki geniş: ulaştırma, binalar ve sanayideki enerji kullanımı, enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yarısından fazlasını oluşturuyor. Hızlı elektrifikasyon senaryosunda bu üç sektörün emisyonları 2035'e kadar yüzde 40 azalıyor.

Gelişmekte olan ekonomilerde öne çıkan uygulama alanları da tanımlandı: tarımsal su pompalarının elektrifikasyonu, yoğun nüfuslu kentlerde elektrikli iki ve üç tekerlekli araçların yaygınlaştırılması ve gıda ile tekstil gibi sektörlerdeki küçük işletmelerin elektriği daha fazla kullanabilmesinin sağlanması bunlar arasında.