Güney Kore, dünya ticaretinin nabzını tutan ekim verilerinde güçlü bir sıçrama yakaladı. Ülkenin ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 93,7 artarak 115,28 milyar dolara ulaştı. Ancak bu yükselişi anlamak için toplam tutarın arkasına bakmak gerekiyor.
Kore Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın 1 Kasım tarihli açıklamasına göre yarı iletken ihracatı yüzde 259,4 artışla 56,44 milyar dolar oldu. Bilgisayar ihracatı yüzde 496,6 yükseldi. Bakanlık, yapay zekâ altyapısı ve sunucu yatırımlarını bu ürünlerdeki büyümenin başlıca nedenleri arasında gösterdi.
Takvim de artışı destekledi. Chuseok tatilinin farklı aya denk gelmesi ekimde çalışma günü avantajı yarattı. Bununla birlikte günlük ortalama ihracat da yüzde 76 arttı. Dolayısıyla sıçramayı yalnızca tatil takvimiyle açıklamak mümkün değil.
Gelir artıyor ama miktar düşebiliyor
İhracat tutarı her zaman daha fazla mal satıldığı anlamına gelmiyor. Petrol ürünlerinde ihracat geliri yüzde 80 artarken miktar yüzde 7,5 geriledi. Bu ayrım, dolar cinsinden büyümenin fiyat etkisiyle de oluşabildiğini gösteriyor. Çiplerdeki artışın fiyat ve miktar katkısı ise ayrı ayrı açıklanmış değil.
Çin’deki yavaşlamanın içinde de teknoloji var
Aynı dönemde Çin’den farklı bir manşet geldi. Çin Ulusal İstatistik Bürosunun 31 Ekim’de açıkladığı imalat PMI’ı, eylüldeki 50,1’den ekimde 49,3’e geriledi. Yeni ihracat siparişleri endeksi de 48,7’ye indi.
PMI’ın 50’nin altında olması, ankete katılan işletmelerin önceki aya göre daralma sinyali verdiğini gösteriyor. Bu rakam, üretimin yüzde 0,7 azaldığı anlamına gelmiyor. Kore’nin yıllık ihracat artışıyla doğrudan karşılaştırılabilecek bir büyüme oranı da değil.
Çin’de genel imalat zayıflarken yüksek teknoloji imalatı PMI’ı 51,3 ile genişleme bölgesinde kaldı. Tüketim malları imalatında ise endeks 48,8 oldu. Bu tablo, iki ülke arasındaki fark kadar Çin’in kendi içindeki sektör ayrışmasını da görünür kılıyor.
Kore’nin büyüyen müşterilerinden biri Çin
Kore’nin Çin’e ihracatı da yıllık yüzde 133,6 arttı. Dolayısıyla veriler, siparişlerin Çin’den Kore’ye taşındığı sonucunu desteklemiyor. Çin, Kore’nin büyümesinin müşterilerinden biri olmayı sürdürüyor.
Ortaya çıkan tablo, dünya ticaretindeki hareketi yalnızca ülke toplamlarıyla okumanın sınırlarını gösteriyor. Teknoloji yatırımları belirli ürünleri öne çıkarırken başka sektörlerde zayıflık sürebiliyor. Fiyat artışları da ticaret gelirlerini fiziksel satışlardan farklı bir yöne taşıyabiliyor. Ancak tek aylık veriler, bu ayrışmanın kalıcı olduğunu söylemek için yeterli değil.






