Türkiye'nin 5 yıllık CDS primi 28 Eylül'de 250 baz puan eşiğini aştı. CNBC-e'nin aktardığına göre gösterge, bu seviyeyi 27 Mayıs'tan bu yana ilk kez gördü. Nisan ayında 311,12 baz puanla 52 haftanın zirvesine çıkan risk primi, temmuz ve ağustosta kademeli olarak gerilemiş, eylül başında 203,98 baz puanla 52 haftanın en düşük seviyesini test etmişti.

Yükseliş son iki haftada hız kazandı. TCMB'nin Para Politikası Kurulu toplantı özetinde CDS priminin 9 Eylül itibarıyla 220 baz puan olduğu belirtiliyordu. İş Bankası'nın haftalık bülteninde ise primin 18 Eylül'de 233, 24 Eylül'de 247 baz puan olduğu görülüyor.

Risk primindeki artışın başlıca nedeni olarak yatırım fonlarına yönelik soruşturma, gözaltı süreci ve altı aylık fon tasfiye takvimi gösteriliyor. Aynı dönemde Orta Doğu'daki gerilimle petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi ve ABD tahvil getirilerinin artışı da gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı oluşturuyor. İş Bankası verilerine göre ABD 10 yıllık tahvil faizi 18-24 Eylül arasında 17 baz puan artışla yüzde 5,16'ya çıktı; bu da gelişmekte olan ülkelerin dış finansman koşullarını sıkılaştırıyor.

Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

CDS primindeki 50 baz puana yakın artış, Türkiye'nin temmuz-ağustos döneminde elde ettiği risk primi iyileşmesinin önemli bölümünü geri aldı. Bu gösterge, uluslararası yatırımcıların Türkiye varlıklarına bakışını ve yabancı sermaye akımlarının yönünü etkileyen başlıca ölçütler arasında yer alıyor.

Yatırımcı açısından ne ifade ediyor?

Risk primindeki artış, döviz cinsi Türkiye tahvillerinin getirilerine ve yabancı yatırımcıların yerel varlıklardaki pozisyonlarına yansıyabilir. Aynı hafta içinde TCMB rezervlerinde gerileme ve yabancıların hisse ile DİBS'te net satışı görüldü.

İş dünyasına etkisi ne?

Yurt dışından sendikasyon kredisi ya da eurobond ile borçlanan bankalar ve şirketler için fiyatlama CDS seviyesine duyarlı. Primin yüksek kalması, yıl sonuna doğru yenilenecek dış borçlarda maliyetleri artırabilir.